Bilimsel Disiplin Nedir?

Okul ve üniversitelerde okutulmak üzere bilgi talep eden bilimsel disiplinin  oldukça eski bir hikayesi vardır. Bilimde farklılaşma ayrışma süreçleri bilim tarihi ile başlamıştır.  Modern toplumlar farklı bakış açıları ile bilimin temel yapı taşlarını sağlamlaştırmaktadır. Bu yaklaşımlar zaman içerisinde bazı ortak özellikler olarak ortaya çıkan disiplinin oluşumunu sağlamıştır.

p1

Bilimsel disiplinin  ayrışması ve gelişmesine neden olan  elemanlar içinde ilk ve en çok kullanılanı  Bilgi Birimi Ayrışması’dır. Buna göre Bilimsel Bilgi kullanım amacına göre farklı alanlara bölümlendirilebilir. Bilginin (Bu kısımda Knowledge) ayrışması yeni alanların oluşmasının temelidir. Disiplin kelimesi köklerinde öğrenme anlamına gelmektedir. Ancak , bilimtarihinde farklılaşma ve ayırım anlamlarında kullanılmaya başlamıştır. Ancak daha da sonraları bilginin elde edilme metodu olarak da telkin edilmeye başlamıştır. Disiplin bilim insanlarının bilgi üretmek değil fakat  depoladıkları  ve diğerlerinin bunları kullandıkları bir yer olarak da tanımlanmaktadır. Son olarak disiplin bilimin içinde kullanılan prensip ve yolları da tanımlamakta kullanılmıştır.

Bilimsel Disiplin içinde giderek daha derinleşen bir anlam ile bilme yön vermeye  ve desteklemeye devam etmektedir. İlginç  ve bilimsel olan bu gelişimin doğal ilerlemenin gözlenmesi yolu ile tespit edilmiş olmasıdır.

Bilimsel Disiplinin ikinci ayırt edici özelliği bir iletişim sistemi olarak yer almış olmasıdır. Her ne kadar bu terime tarih içinde yüklenilen anlamların bir sonucu olarak ortaya çıksa da ayrıca ele alınmasını gerektiren özelliklere sahiptir. Disiplin bilimin doğal yol göstericisi ve aklı olarak yönlendiricisi rolünü üstlenir. Daha üretken ve derin bilimsel bilgilerin üretilebilmesi amacı ile, bilim insanlarının rol farklılaşmasına gitmesi gereğini ortaya koyar. Buna göre entellektüel yönelimin ilk adımı uzmanlaşmadır. Bu bilimsel faaliyetlerin göreceli olarak daha küçük bir alana odaklanmasını getirir. Bu odaklanma zaman içinde disiplinlerarası çalışma prensiplerini oluşturmaya gereksinim duymuştur. Ayrıca bir alanda derinleşen uzmanlar kendi aralarında gruplar kurmuşlardır. Bu bağlamda eş anlamlı bilimsel topluluklar ortaya çıkmıştır. Bilimsel topluluklar kendi dillerini oluşturmuş iletişim sistemleri olarak bilimin içinde yer almaktadır.

Modern bilim dünyada ortaya çıkan doğal olayları anlamak ve açıklamak için çaba gösterir. Temel sorulardan biri de işlerin nasıl yürüdüğüdür.  Modern bilim olayları ya da kavramları, bilinen ortak duyular veya deneyler ile açıklanabilir şekilde ortaya koyar. Bu durum aynı zamanda detaylı ve hassas açıklamalar yapmayı gerektirir.

p2

“Sistem nasıl çalışıyor ?”  sorusuna detaylı , doğruluk ve hassasiyeti yüksek yanıtlar aramak, tam olarak bilimin işidir. Ancak sistemlerin çalışmaları özellikle sosyal ve ekonomik alanlarda bulanık olabilir. Bilimsel araştırmalar, bulanıklıkları azaltmak ve ihtiyaçlar ile uyumlu doğruluk ve hassasiyette bilimsel bilgi edinme misyonu ile ortaya atılırlar.  Bilimsel araştırmaların çalışma alanını bilinenler ve hedeflenenlerin bir kombinasyonu oluşturur. Ancak bunlar bilimsel araştırmaları beklenmedik bilgi sağlayacak alanlardan uzaklaştıracak bir sınırlama olarak ele alınmamalıdır.   Diğer bir deyişle bilimsel araştırmalar sırasında  yeni ve daha önce keşfedilmemiş bir bilgi fırsatı doğduğunda , araştırma amacında yok diye bu bilgi fırsatlarının tamamen ihmal edilmesi kritik bir hata olur. Bilim bu tür birçok tesadüflerle doludur. Bu tesadüfler sırasında elde edilen bazı bilimsel bilgiler, yeni bir çağ açacak kadar büyük olabilmektedir.

Sistem işleyişi üzerine sınırlı bir bilimsel araştırma yürütürken tek sınırlama  bilimsel araştırma alanı değildir. Aynı zamanda araştırmayı planlarken ve yürütürken sahip olunan bilimsel bilgi birikimi de sınırlıdır.  Konuya açıklık getirmek bakımından , bugün yapılan bir araştırmanın , bundan 100 yıl önce planlanmış olduğunu varsayın; bu durumda araştırmayı planlayan ve yürüten bilim insanları bugün sahip olunan bilimsel bilgi seviyesine sahip olmadan, o günün sahip olunan bilgi ve teknoloji seviyesi ile hareket etmek zorundadırlar. Bu ise araştırma için önemli bir sınırlama anlamına gelmektedir. Benzer olarak , bugün yaptığımız bir bilimsel araştırmayı, bugün sahip olabildiğimiz bilgi ve teknoloji ile sınırlandırmış oluyoruz.  Bu nedenledir ki, tüm bilimsel araştırmalarda bu bilincin yaygınlaştırılması önemlidir. Böylece geliştirilmesi gereken bilimsel bilgi ve teknoloji derinliği ihtiyaçları daha etkili olarak güncellenebilir.

Bilimsel araştırma sonuçlarında yeterli doğruluk ve hassasiyet elde edilemediği durumlarda , araştırmanın devamında daha etkili sonuçlar elde edebilmek, mevcut araştırma sonuçlarını daha doğru ve hassas yapabilmek , ya da gelecekte aynı alanda yapılacak araştırmaların başarısını arttırmak için bilim insanları Karşılaştırmalı Kritik Düşünme yaklaşımını benimsemektedir.

p3

Karşılaştırmalı Kritik Düşünme prensibinde , sonuçları değerlendirmek için net kriterler kullanılır. Bu kriterler , bir araştırma sonucunu, bir bulguyu ya da bir açıklamayı , diğerleri ile karşılaştırmanın esaslarını belirler. Daha önce de belirtildiği gibi herhangi bir bilimsel açıklama veya bulgu kabul görmüş deneysel yollar ile doğrulanabilir olmalıdır. Karşılaştırmalı Kritik Düşünce yolu ile bilim insanları bir alternatif olarak şunları önermektedir.

Fikir ya da bulgu için daha iyi kararı aşağıdaki durumlara bakılarak da verilebilir:

 

  • Bilinen doğal süreçlerde daha kararlı ise,
  • Daha fazla veri kullanılarak iş yapılmışsa,
  • Daha güvenilir veya daha fazla öngörü gücüne sahipse,
  • Daha önce açıklanmamış olaylar ile ilgili olması,
  • Daha az açıklanmamış beklenti ya da anamolilerin varlığı,
  • Bilinenden daha basit açıklamaların varlığı,
  • Daha sonraki araştırmalar için verimli fırsatlar ya da alanlar sunması,

Bu yaklaşım ile sadece ele alınan bilimsel bilgilerin doğruluk ve hassasiyeti konusunda etkili değerlendirmeler yapılabilir. Bu yaklaşım bilimsel bir teori değildir.

 

Bilimsel Bilginin diğer bilgilerden ayırt edilmesini sağlayan özellikler vardır. Bu özelliklerin en önemlisi, bilimsel bilginin yapısal türleridir.

Bilimsel bilgi çeşitlerinden ilki bulgular’dır. Bulgu,doğrulanmış bir gözlem, kabul görmüş bir deneyin sonucu, amaca yönelik bir ölçme olabilir. Bazı durumlarda bulgu ile veri aynıdır. Fakat her veri bir bulgu olmayabilir.  Bulgular araştırmanın sonucunda elde edilen ve varlığı onaylanan gerçeklerdir.

p5

Bir bulgunun varlığına yönelik önermelere de hipotez adını veriyoruz. Eğer bulgunun varlığı konusundaki ön bilgiler geçmiş deney, gözlem veya ölçümler sonucu elde edilmiş ise tümevarım yaklaşımında bir hipotez oluşturulur. Bir başka deyişle hipotezlerin ardından işin teori kısmını geliştirmek , doğrulamak, geçerlilik ve güvenilirliğini sağlayarak bilimsel teorilerin içine dahil etmek kalır. Eğer hipotezlerin kurulmasında bilinen kabul görmüş teoriler var ise , bu durumda tümden gelimci bir yaklaşım söz konusudur.  Kabul görmüş bir teorinin , incelenen alandaki geçerlilik ve güvenilirlikleri sorgulanır. Bu yaklaşımlar ile oluşan genellemeler , alanlara ait bilimsel yasaların oluşmasını sağlarlar.

Bilimsel bilginin diğer bir formu da teorilerdir.  Teoriler bulguları bilimsel olaral sınıflandırır, detaylandırır ve kapsamın tamamındaki bütünlüğü oluşturur. Teorinin varlığı uygulama için metot oluşturulmasına zemin hazırlar Teorilerin çeşitli açılardan kararlı bir şekilde doğrulanması sonucunda bilimsel yasalar ortaya çıkar. Bilimsel yasalar , teorinin kendisi değil, teorilerden çıkarılmış tutarlı ve kararlı sonuçların açıklanması ve geneleştirilmiş kurallara dönüştürülmesidir. Bilimsel yasalar , bilimsel bilgilerin genelleştirilmesi bakımından  en üst düzey basamağı oluşturur.

p4

Günlük yaşantımızda bilimin sunduğu olanaklar ile ihtiyaçlarımızı daha kolay , daha hızlı ve daha fazla karşılayabiliyoruz.  Doğruluk ve hassasiyetinden emin olmadan bilgi kullanımı ve günlük yaşamın sürdürülmesi çok sayıda hataya ve olumsuz sonuçlara neden olabilmektedir. Bilimsel bulgulara dayanmayan bir hastalık teşhis ve tedavisinin yol açabileceği olumsuzluklar apaçık ortadadır.  Bilimsel olarak mukavemet hesapları yapılmamış binalarda oturmanın riskleri tartışılmayacak kadar tehlikelidir. Aeorodinamik hesapları bilimsel deneyler ile doğrulanmamış bir uçak  kullanılamaz. Sadece teknik , sağlık ve mühendislik alanlarında değil diğer sosyal ve beşeri alanlarda da bilimsellikten uzak yaklaşımların büyük riskler oluşturacağı aşikardır. Bilimselliğe dayanmayan bir eğitim sistemi, yoplumları karanlık çağlara geri götürebilir. Bilimsel yaklaşımlar kullanılmadan yönetilen işletmeler kolayca büyüyemedikleri gibi sağlıklı bir şekilde de büyüyemezler. Bu tür işletmelerin devamlılığı sağlanamaz. Oysa aynı alan üzerinde ısrarlı olarak yürütülen çalışmaların zaman içinde zenginliğe dönüştürülmesi çok daha fazla mümkündür. Kısaca bilimsel yaklaşımı kullanmak, bilimsel bilgileri kullanarak iş yapmak, bilimsel yöntemeler dayanan bir yönetim anlayışı sergilemek, toplumları hızla refah alanlarına taşıma fırsatlarını sunar. Bilimselliği ütopik, uygulanması zor yaklaşımlar olarak göstermek tehlikeli ve hatalı bir yaklaşımdır.

 

p6

 

Bilimsel araştırmalar toplumların ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde ticarileştirilebilir, metodlar ve ürünler üretmenin temelidir. Aynı zamanda insani değerler geliştirmenin yolu da bilimsel yaklaşımı benimsemekten geçer. Bilim toplumların ihtiyaçlarına , isteklerine cevap verdikçe toplumsal refah artar. Bilime sağlanan destek gelişir. Bilime sağlanan destek arttıkça toplumların talepleri de artarak devam eder. Bu tekrarlanan sarmal toplumları refah içinde ilerleten temel bir yaklaşımdır.

 

p7

Bir ülkenin bilim politikaları, o ülkenin geleceğinin bir fotoğrafıdır.

Bilim çevreleri, alanları ile bağlantılı iş ve uygulama çevrelerini geliştirmek, bağlantı kurmak yolu ile ortak fayda zeminini hazırlamaya yardımcı olurlar. Dünyadaki gelişmeleri izlemek, bu gelişmelerden ilgili uygulama ve politika çevrelerinin haberdar olmasını sağlamak, sürekli değerlendirmeler yolu ile ilerleme kaydedilmesi gereken alanları belirlemek ve bunları topluma duyurmak, bilim çevrelerinin görevleri arasındadır.

Politik çevreler , mevcut bilim düzeyini ve meyvelerini arttırmak amacı ile potansiyel fırsatları belirleme, teşvik kapsamına alma ve bilimsel çalışmaları destekleyecek özel alan politikalarını oluşturmakla sorumludur. Ayrıca politik çevreler, özel teşvik alanlarına giren çalışmaları desteklemek amacı ile objektif destek yönetimlerini oluşturur.

p8

Destek yönetimleri , bilim politikalarındaki teşvikleri yöneten birimlerdir. Ayrıca tüm eğitim kurumları ve kurulu işletmeler, girişimciler, bilim politikalarını benimseyen şekilde iş görmelidir. Değerlendirmelerde evrensel kriterlerin kullanımı ve objektiflik, evrensel sonuçlar elde etmenin vazgeçilmez kuralıdır.

Prof. Dr. Ali ŞEN