Gerçek Bir İyileştirme Hikayesi

Posted 06 December 2016 By profalisen

pb2

   

Çalışan İş Tutumu Geliştirme

Posted 06 December 2016 By profalisen

resim1

   

Bilimsel Bilgi

Posted 16 May 2016 By profalisen

Bilimsel Bilgi Nedir?

Gerçek ya da olguların bilimsel yöntemler ile kavranmış hali, bilimsel bilgi olarak adlandırılır. Bir bilginin bilimsel olarak sınıflandırılması için dört temel faktör mevcuttur.  Bunlar;

  1. Bilginin bağımsız ve kesin sonuçlar elde edilebilir şekilde test edilebilmesi,
  2. Benzer akademisyenler tarafından gözden geçirilmesi ve bilimsel dergilerde yayınlanması,
  3. Bilgideki gerçek ya da potansiyel hata oranının hesaplanabilir olması ve
  4. Bilimsel topluluklarda kabul görme derecesidir.

Bilimsel Bilginin Özellikleri.

Bilimsel bilgi aşağıda tanımlanan önemli özellikleri taşımalıdır. Burada sunulan özellikler yukarıdaki dört temel özelliğin açılımı ile büyük bir arakesite sahip detaylardır. Bu özellikler bilimsel olmanın tüm koşullarını ve karakterini tanımlamamakla birlikte en belirgin ve önemli olanlarını kapsamaktadır. Bunlar;

  1. Nesnellik (Objectivity),
  2. Doğrulanabilir Olmak,
  3. Etik olarak tarafsız,
  4. Sistematik Bir Araştırmanın sonucu olmak,
  5. Güvenilirlik,
  6. Hassasiyet,
  7. Doğruluk,
  8. Soyutluk ve
  9. Kestirilebilirliktir.

Nesnellik:  Gerçekleri olduğu gibi, görme, tanımlama ve kabullenmedir.   Nesnel olmak , bireyin kendi önyargıları , inançları , istekleri , değerleri ve tercihlerine karşı kendisini korumasıdır. Bilimsel bilgi nesnel bir elden ve yaklaşımlar ile üretilmiş ve olduğu gibi sunulmuş bir bilgidir. Bilimsel nesnellik, bilimsel iddia, yöntem ve sonuçların bir özelliğidir. Bilimsel yaklaşımlar toplum önyargılarından, değer taahütlerinden ve yönlendirilmiş bakış açılarından arınmayı sağlar. Nesnellik, yetkili bilim çevrerinde bilimsel bilgi sınıflandırmasında ana kriter olarak yer almaktadır. Bilim felsefesindeki değerlendirmelerde nesnelliği güvence altına almak içinaşağıdaki konularda:

  • Teori seçimi ve bilimsel değişimlerde,
  • Gerçekçilik,
  • Deney Yapma,
  • Bilimsel Keşifler,
  • Ölçme ve Sayısallaştırma,
  • Tümevarım problemi doğrulamalarında,
  • Kanıt bulmaya dayalı istatistiksel yaklaşımlarda,
  • Kanıt tabanlı bilimlerde,

bir ya da daha çok yol kullanmaktadır. Nesnelliğin ideal değere ulaşması sorunu bilim felsefesinde defalarca ele alınmış bir konudur.  Ürün ve Süreç Nesnelliği: Nesnellik bir değerdir. Bir şeyin nesnelliğinden söz edersek onun öneminden ve onaylanmasından söz ederiz. Bilimin ürünleri olan, teoriler, yasalar, gözlemler ve deneysel sonuçlar için nesnelliği sağlamak gereklidir. Bir başka deyişle, bilimin ürünleri, insan arzuları, amaçları ve geçmiş deneyimleri tarafından bozulmayacak şekilde oluşturulmaktadır.  Bu durum ürün nesnelliği olarak tanımlanır.Diğer taraftan bilimsel ürünleri elde etmek için oluşturulan deney düzenekleri, ölçüm yöntemleri, ve diğer bilimsel araçlar da bireysel ya datoplumsal kaygılardan uzaklaştırılmış ve bağımsız hale getirilmiş olmalıdır. Bu duruma süreç nesnelliği adı verilmektedir.

 

nesnellik 1

Nesnellikle ilgili incelemelerde sürecin ve ürünün bütünlüğü, tarafsızlığı sağlayan bir şekilde bağımsızlığı ve araştırmacıların bilimsel sorumluluklarını yerine getirmeleri değerlendirme kriteri olarak kullanılmaktadır.

 Doğrulanabilir Olmak:

Bilim duyusal verilere dayanır. Bir diğer deyişle, göz, kulak,burun, dokunma ve dil gibi duyularımız aracılığı ile toplanmış verileri kullanır. Bilimsel bilgi doğrulanabilir kanıtlara (somut kanıtlara dayalı gerçekler) dayandırılır. Bilimsel bilgiler, başka gözlemciler tarafından doğruluk bakımından kontrol edilebilir özelliklere sahiptir.

ppt23

 

Etik Olarak Tarafsızlık:

Bilim etik değerler bakımından tarafsızdır. Bilim sadece bilimsel bilgiyi elde etmek ile uğraşır. İnsanlar bilimsel bilgileri farklı amaçlarda ve farklı konumlandırmalar yaparak kullanabilir. Atom enerjisi ile ilgili elde edilen bilimsel bilgiler, hastalıkların tedavisinde , refahın arttırılmasında kullanılabildiği gibi, savaşlarda bir silah olarak da kullanılmaktadır.

Etik bağımsızlık, bilim insanlarının değerleri olmadığı anlamına gelmez. Ancak etik tarafsızlık, bilim insanının değerlerinin, araştırma tasarımı ve uygulamalarını bozmaya izin vermemesi anlamını taşır. Böylece bilimsel bilginin değerlerden bağımsız veya etkilenmemiş durumda olması sağlanır.

Sistematik Bir Araştırmanın Sonucu Olmak:

Bilimsel bir araştırma, ele alınan problem ile ilgili belirli bir bilimsel prosedüre sahip, bulguların ve gerçeklerin toplanmasında organize bir araştırma tasarım ya da planını benimseyerek yürütülür. Bu plan genel olarak ; problemin tanımlanması, literatür taraması, hipotezlerin kurulması, veri ve bilgilerin toplanması, bilimsel analiz vb., bilimsel araştırma adımlarından oluşur.

Güvenilirlik:

Bilimsel bilgi önceden belirlenmiş ve tanımlanmış koşullarda tekrar elde edilebilir bilgi özelliğine sahiptir. Koşulları önceden tanımlanmamış bilgilerin , hangi koşullarda geçerli olacağı belirsiz olduğu için güvenilirliği yoktur. Ya da aynı koşulların tekrar sağlanabilir olması mümkün değilse elde edilen bilgi güvenilir olmayacaktır. Elbette bazı ipuçları güvenilir olmayan durumlardan da elde edilebilir. Fakat bu tür bilgileri bilimsel olarak sınıflandırmak mümkün değildir. Son olarak benzer koşullarda yapılan bilimsel araştırmalarda aynı bilgiler yeterli doğruluk ve hassasiyette elde edilemiyorse da elde edilen bilgiler bilimsel bilgi olarak sınıflandırılamazlar.

Hassasiyet:

Bilimsel bilginin hassasiyeti belirlidir.  Bir bilginin hassasiyet düzeyi tanımlanmamış ve doğrulanmamışsa bu bilgi bilimsel bir bilgi olarak sınıflandırılamaz. Her an bir insan yaşamını yitirmekte ve her an yeni insanlar doğmaktadır.  Tennyson’a ait olan bu sözler çok güzeldir ve bir gerçeği yansıtmaktadır. Fakat bu bilgi an’ın belirsizliği açısından ele alındığında bilimsel bir bilgi olarak sınıflandırılamaz. Hassasiyet kesin sayılar ile ifade edilmesi gereken bir kavramı ifade eder. Örneğin, 2010 yılında Türkiye de ortalama olarak her 42 dakikada bir kişi ölmekte ve  ortalama olarak her 25 dakikada bir kişi doğmaktadır.  Belirtilen ifadede bilgilerin hassasiyet bakımından bilimsel bilgi olarak sınıflandırılmasına bir engel yoktur. Unutulmamalıdır ki , bir bilginin bilimsel bilgi olarak sınıflandırılabilmesi, tüm şartları sağlaması ile mümkün olabilmektedir.

Bilginin Doğruluğu:

Doğruluk, gerçeğin ve doğru olan bir ifadesidir. Ancak doğruluğun sağlanabilmesi haksız ya da yanlı taraflara sıçramayan ortaya koyma ya da ifade edebilme yetrliliğidir. Doğruluk gerçeğin tam isabet ifade edilme yetrliliğidir. Doğruluktan uzaklaşmalara sapma adı verilir.  Bilimsel bilgiyi elde etme yöntemlerinde sapmasızlık bir kriter olarak yer almaktadır. Bazı  bilimsel yaklaşımlar(her alanda değil) kabul edilebilir sapma varsayımı ile yola çıkabilmektedir. Doğruluğu kanıtlanmamış bilgiler bilimsel olarak sınıflandırılamazlar.

Soyutluluk:

Bilim soyutlama düzleminde ilerler. Bilimsel prensipler, teorem ve yasalar genel olarak soyut yapıdadır. Bu soyutluk , modelleme , değişken tanımlama, ölçme ekipmanlarının varlığı gibi gerçekliğe tam benzemeyen bir yapıda ortaya çıkar. Soyut ortamda geçerliliği, doğrulaması ve güvenilirliği sağlanmamış bir yaklaşımla elde edilen bilgiler bilimsel bilgi olarak sınıflandırılamazlar.

 

Kestirilebilirlik:

Bilim insanları, üzerinde çalıştıkları olguları bilimsel olarak tanımlama ile ilgilenmezler, fakat farklı koşullarda ne gibi sonuçlar elde edilebileceğini tahminlemek ve kestirmek ile de ilgilenirler. Sosyal bilimlerde kestirilebilirlik fen bilimlerine göre daha zayıf (doğruluk, hassasiyet bozulmaları) sonuçlar verir. Bunun en temel nedenleri şöyle sıralanabilir:

  • Sosyal bilimlere konu olan olguların karmaşıklığı,
  • Sosyal olgularda ve koşullarda kontrol yeteneğinin zayıflığıdır.
   

asen1

asen2

Bir toplumda gelişmişlik düzeyinin önemli ölçülerinden biri de popüler kültürün cehaletten ne kadar etkilendiğidir. Cehalet ile mücadelenin temel yolu bilimsel disiplinin etki alanını genişletmektir.

asen3

Bugün Dünyamızda zenginlik ve söz sahibi ülkelerin bilimsel düzeyleri ile fakir ve dış olaylardan yüksek derecede etkilenen ülkelerin bilimsel seviyeleri arasında anlamlı derecede büyük fark mevcuttur. Bir toplumun refahı bilim ve cehaletin kapladıkları alanların toplam içindeki etki yüzdesine bağlıdır. Eğitimin , düşünme becerilerine odaklanması halinde öğrenmenin başarılı olacağı gerçeği bilimsel olarak ön saflarda yer alan ülkelerde belirlenmiş ve çalıştırılan bir kuraldır.

asen4

asen5

Sorgulamak , bilimi anlamak ve gelişmenin yolu olarak kabullenmek için en gerekli elemandır. Doğal olarak sorgulamak aynı zamanda cehalet karşıtı bir durum oluşturmaktadır. Bilim gerçekleri bulmakta ve açıklamakta kullanılan ve insanlığın bulduğu en geçerli, doğrulanabilir ve güvenilir yoldur. Zaten bilimsel bir bulgunun geçtiği süzgeç de aynıdır. Bir başka deyişle bilimsel yolla elde edilmiş bir bilgi geçerlilik, doğrulama ve güvenilirlik kontrollerinden başarı ile geçmiş bilgidir. Bilimsel metod Dünya gerçeklerini açıklayan bilgileri elde etmek için Bilim insanlarının izledikleri yoldur.

   

Kazanma Eşiği

Posted 02 May 2016 By profalisen

s1 s2 s3 s4 s5 s6 s7

   

DENEYSEL ÖĞRENME ve OPERATÖR İŞ PERFORMANSI

Posted 02 May 2016 By profalisen

pb1

Çalışanlarınızın, özellikle de çekirdek iş süreçlerini yürüttüğünüz personelin  iş ile ilgili hassasiyetlerinizi daha iyi mi öğrenmesini istiyor sunuz? Cevabınız “EVET” ise bu bültende bulduklarınız işinize yarayacak demektir.  İşte size bazı temel ipuçları:

  • İnsan Doğası gereği öğrenme odaklıdır. Merak öğrenme ile ilgili bir duygusal yetenektir. Normal olan herkeste mevcuttur.
  • Önemli öğrenmeler, ilgi ve bağlantı kurma yolu ile elde edilir.
  • Öğrenecek olan kişinin sürece öğrenme sorumluluğu ile katılması, öğrenmeyi hem kolaylaştırır ve hem de etkili olmasını sağlar.
  • Operatör öğrenme amacı ile yola çıkarsa , bunu deneyerek gerçekleştirme yolunu seçecektir.

pb2

 

   

İç Kontrol Kanunu

Posted 20 April 2016 By profalisen

Bir bireye dışarıdan uygulanan kontroller çeşitli durumlarda olabilir. Örneğin ebeveynler çocukları üzerinde kontrol uygularken , çocuklar için bu bir dış kontroldür. İşyerlerinde işverenler veya yöneticiler çalışanlara yönelik uygulamalarda kontrole yer verirler. Bu uygulama da çalışanlar için uygulanan bir dış kontroldür. Dış kontrolün ana amacıı disiplin sağlamaktır. Bir işin yapılması ya da yapılmamasına yönelik bir disiplin, ya da işin yapılma biçimine yönelik olan disiplinin iş sonuçlarını ya da bireysel uygulama sonuçlarını güvence altına aldığı varsayılır.

p001

Özellikle Y kuşağı kendilerine uygulanan kontrollerden rahatsız olmaktadır. Ancak bireye uygulanan kontrollerin azaltılmasında temel unsur, bireyin aynı konuda iç kontrolünü arttırmasdır.  Birey iç kontrolünü arttırdıkça, bireye uygulanan dış kontrol miktarı azalır.

p002

Bireyler kendi yaşamlarını kontrol etmek istediklerinde yalnızca kendi istekleri yönündeki davranışlarını güdülememelidir. Aynı zamanda  başkaları ile olan ilişkilerinde uyguladıkları tutum ve davranışlarını da kontrol altına almalıdır. Aklın ve bilimin hüküm sürdüğü dünyamızda rasyonel olmayan davranış biçimlerinin kendisini kısıtlayacağı bilinci ile hareket etmelidir.

   

Eğitim ve Öğretim

Posted 18 April 2016 By profalisen

Eğitim ve öğretim üzerine çok yazıldı ve çizildi. Yazılacak ve çizilecekler ne bitmiştir, ne de bitme olasılığı vardır. Yazılmaya devam edilecek ve giderek daha da etkili olacaktır.  Bilim gerçeklerin tespiti için yapılan çalışmaların bütünüdür. Ağırlıklı olarak genellenebilir gerçekler bilimin konusudur. Bilim, bilimsel bilgiyi, bilimsel yöntemlerin eseri olarak ortaya koyar.

Hiç şüphesiz, genelleştirilemeyecek gerçekler var. Ancak, bu gerçeklerin araştırılmasında bilimsel yöntemin başarısı tartışılmaz düzeydedir. Bilimin doğrudan dikkatini çekmeyen ve genelleştirilebilirlik özelliği ilk bakışta görünmeyen olaylar , dolayısı ile bilim insanlarının dikkatini çekmemiş olabilir. Fakat gün geçtikçe sınıflandırma ve genelleştirme yetenekleri artan bilim ve bilimsel yaklaşımlar, giderek gizli kalmış gerçekleri ortaya koymaktadır.

Bu gidişin yol haritası bellidir.  Bilimsel yaklaşımı prensip edinmeyen toplumların önce gerilemesi (ki bu yaşanmıştır) , sonra da yok oluşunu göreceğimiz bir süreç hızla ilerliyor. Her kim ki , bu gidişi inkar eder ve içinde bulunduğu toplumu bilimsel vizyon odaklı geliştirmez ise, toplumun çöküşünü de hazırlamış olur.

Bilim yolunda ilerlemek için elimizde iki temel araç var. Eğitim ve öğretim!!! Belki küçük de olsa bir faydası olur umudu ile Eğitim ve Öğretimin nasıl olması gerektiği konusundaki fikirlerimi paylaşmak gereği duydum.

ca146ddbb900657901ffe5f2da7ded55

Düşünmek için aklın şekillendirilmesi; aklın sorgulamayan, üretken olmayan bir yapıya taşınması amacı ile yazılmamıştır. Ne yazık ki , gelişmemiş toplumlarda yönetimler (gelişmemişliğin en temel sebebi de bizzat bu yaklaşımdır), aklı itaat odaklı eğitmeye yönelmektedir. İtaat, demokratik olmayan her çeşit yönetsel iktidarın sürdürülmesi için kısa soluklu bir nefes verirken, toplumların uzun dönemde soluklarını kesen, onları fakirleştiren ve çürümeye terkeden bir şartlandırma oluşturur.

Eğitim ,aklı ; sorgulamaktan ve bildiklerini ilişkilendirmekten uzak tuttuğunda, öğrenim değersizleşir ve bilimsel olma özelliğinin anlamı kalmaz. Bu durumda bilimsellikten uzaklaşan bir öğretim sistemini karşımızda buluruz.

 

   

Bilimsel Disiplin Nedir?

Posted 07 April 2016 By profalisen

Okul ve üniversitelerde okutulmak üzere bilgi talep eden bilimsel disiplinin  oldukça eski bir hikayesi vardır. Bilimde farklılaşma ayrışma süreçleri bilim tarihi ile başlamıştır.  Modern toplumlar farklı bakış açıları ile bilimin temel yapı taşlarını sağlamlaştırmaktadır. Bu yaklaşımlar zaman içerisinde bazı ortak özellikler olarak ortaya çıkan disiplinin oluşumunu sağlamıştır.

p1

Bilimsel disiplinin  ayrışması ve gelişmesine neden olan  elemanlar içinde ilk ve en çok kullanılanı  Bilgi Birimi Ayrışması’dır. Buna göre Bilimsel Bilgi kullanım amacına göre farklı alanlara bölümlendirilebilir. Bilginin (Bu kısımda Knowledge) ayrışması yeni alanların oluşmasının temelidir. Disiplin kelimesi köklerinde öğrenme anlamına gelmektedir. Ancak , bilimtarihinde farklılaşma ve ayırım anlamlarında kullanılmaya başlamıştır. Ancak daha da sonraları bilginin elde edilme metodu olarak da telkin edilmeye başlamıştır. Disiplin bilim insanlarının bilgi üretmek değil fakat  depoladıkları  ve diğerlerinin bunları kullandıkları bir yer olarak da tanımlanmaktadır. Son olarak disiplin bilimin içinde kullanılan prensip ve yolları da tanımlamakta kullanılmıştır.

Bilimsel Disiplin içinde giderek daha derinleşen bir anlam ile bilme yön vermeye  ve desteklemeye devam etmektedir. İlginç  ve bilimsel olan bu gelişimin doğal ilerlemenin gözlenmesi yolu ile tespit edilmiş olmasıdır.

Bilimsel Disiplinin ikinci ayırt edici özelliği bir iletişim sistemi olarak yer almış olmasıdır. Her ne kadar bu terime tarih içinde yüklenilen anlamların bir sonucu olarak ortaya çıksa da ayrıca ele alınmasını gerektiren özelliklere sahiptir. Disiplin bilimin doğal yol göstericisi ve aklı olarak yönlendiricisi rolünü üstlenir. Daha üretken ve derin bilimsel bilgilerin üretilebilmesi amacı ile, bilim insanlarının rol farklılaşmasına gitmesi gereğini ortaya koyar. Buna göre entellektüel yönelimin ilk adımı uzmanlaşmadır. Bu bilimsel faaliyetlerin göreceli olarak daha küçük bir alana odaklanmasını getirir. Bu odaklanma zaman içinde disiplinlerarası çalışma prensiplerini oluşturmaya gereksinim duymuştur. Ayrıca bir alanda derinleşen uzmanlar kendi aralarında gruplar kurmuşlardır. Bu bağlamda eş anlamlı bilimsel topluluklar ortaya çıkmıştır. Bilimsel topluluklar kendi dillerini oluşturmuş iletişim sistemleri olarak bilimin içinde yer almaktadır.

Modern bilim dünyada ortaya çıkan doğal olayları anlamak ve açıklamak için çaba gösterir. Temel sorulardan biri de işlerin nasıl yürüdüğüdür.  Modern bilim olayları ya da kavramları, bilinen ortak duyular veya deneyler ile açıklanabilir şekilde ortaya koyar. Bu durum aynı zamanda detaylı ve hassas açıklamalar yapmayı gerektirir.

p2

“Sistem nasıl çalışıyor ?”  sorusuna detaylı , doğruluk ve hassasiyeti yüksek yanıtlar aramak, tam olarak bilimin işidir. Ancak sistemlerin çalışmaları özellikle sosyal ve ekonomik alanlarda bulanık olabilir. Bilimsel araştırmalar, bulanıklıkları azaltmak ve ihtiyaçlar ile uyumlu doğruluk ve hassasiyette bilimsel bilgi edinme misyonu ile ortaya atılırlar.  Bilimsel araştırmaların çalışma alanını bilinenler ve hedeflenenlerin bir kombinasyonu oluşturur. Ancak bunlar bilimsel araştırmaları beklenmedik bilgi sağlayacak alanlardan uzaklaştıracak bir sınırlama olarak ele alınmamalıdır.   Diğer bir deyişle bilimsel araştırmalar sırasında  yeni ve daha önce keşfedilmemiş bir bilgi fırsatı doğduğunda , araştırma amacında yok diye bu bilgi fırsatlarının tamamen ihmal edilmesi kritik bir hata olur. Bilim bu tür birçok tesadüflerle doludur. Bu tesadüfler sırasında elde edilen bazı bilimsel bilgiler, yeni bir çağ açacak kadar büyük olabilmektedir.

Sistem işleyişi üzerine sınırlı bir bilimsel araştırma yürütürken tek sınırlama  bilimsel araştırma alanı değildir. Aynı zamanda araştırmayı planlarken ve yürütürken sahip olunan bilimsel bilgi birikimi de sınırlıdır.  Konuya açıklık getirmek bakımından , bugün yapılan bir araştırmanın , bundan 100 yıl önce planlanmış olduğunu varsayın; bu durumda araştırmayı planlayan ve yürüten bilim insanları bugün sahip olunan bilimsel bilgi seviyesine sahip olmadan, o günün sahip olunan bilgi ve teknoloji seviyesi ile hareket etmek zorundadırlar. Bu ise araştırma için önemli bir sınırlama anlamına gelmektedir. Benzer olarak , bugün yaptığımız bir bilimsel araştırmayı, bugün sahip olabildiğimiz bilgi ve teknoloji ile sınırlandırmış oluyoruz.  Bu nedenledir ki, tüm bilimsel araştırmalarda bu bilincin yaygınlaştırılması önemlidir. Böylece geliştirilmesi gereken bilimsel bilgi ve teknoloji derinliği ihtiyaçları daha etkili olarak güncellenebilir.

Bilimsel araştırma sonuçlarında yeterli doğruluk ve hassasiyet elde edilemediği durumlarda , araştırmanın devamında daha etkili sonuçlar elde edebilmek, mevcut araştırma sonuçlarını daha doğru ve hassas yapabilmek , ya da gelecekte aynı alanda yapılacak araştırmaların başarısını arttırmak için bilim insanları Karşılaştırmalı Kritik Düşünme yaklaşımını benimsemektedir.

p3

Karşılaştırmalı Kritik Düşünme prensibinde , sonuçları değerlendirmek için net kriterler kullanılır. Bu kriterler , bir araştırma sonucunu, bir bulguyu ya da bir açıklamayı , diğerleri ile karşılaştırmanın esaslarını belirler. Daha önce de belirtildiği gibi herhangi bir bilimsel açıklama veya bulgu kabul görmüş deneysel yollar ile doğrulanabilir olmalıdır. Karşılaştırmalı Kritik Düşünce yolu ile bilim insanları bir alternatif olarak şunları önermektedir.

Fikir ya da bulgu için daha iyi kararı aşağıdaki durumlara bakılarak da verilebilir:

 

  • Bilinen doğal süreçlerde daha kararlı ise,
  • Daha fazla veri kullanılarak iş yapılmışsa,
  • Daha güvenilir veya daha fazla öngörü gücüne sahipse,
  • Daha önce açıklanmamış olaylar ile ilgili olması,
  • Daha az açıklanmamış beklenti ya da anamolilerin varlığı,
  • Bilinenden daha basit açıklamaların varlığı,
  • Daha sonraki araştırmalar için verimli fırsatlar ya da alanlar sunması,

Bu yaklaşım ile sadece ele alınan bilimsel bilgilerin doğruluk ve hassasiyeti konusunda etkili değerlendirmeler yapılabilir. Bu yaklaşım bilimsel bir teori değildir.

 

Bilimsel Bilginin diğer bilgilerden ayırt edilmesini sağlayan özellikler vardır. Bu özelliklerin en önemlisi, bilimsel bilginin yapısal türleridir.

Bilimsel bilgi çeşitlerinden ilki bulgular’dır. Bulgu,doğrulanmış bir gözlem, kabul görmüş bir deneyin sonucu, amaca yönelik bir ölçme olabilir. Bazı durumlarda bulgu ile veri aynıdır. Fakat her veri bir bulgu olmayabilir.  Bulgular araştırmanın sonucunda elde edilen ve varlığı onaylanan gerçeklerdir.

p5

Bir bulgunun varlığına yönelik önermelere de hipotez adını veriyoruz. Eğer bulgunun varlığı konusundaki ön bilgiler geçmiş deney, gözlem veya ölçümler sonucu elde edilmiş ise tümevarım yaklaşımında bir hipotez oluşturulur. Bir başka deyişle hipotezlerin ardından işin teori kısmını geliştirmek , doğrulamak, geçerlilik ve güvenilirliğini sağlayarak bilimsel teorilerin içine dahil etmek kalır. Eğer hipotezlerin kurulmasında bilinen kabul görmüş teoriler var ise , bu durumda tümden gelimci bir yaklaşım söz konusudur.  Kabul görmüş bir teorinin , incelenen alandaki geçerlilik ve güvenilirlikleri sorgulanır. Bu yaklaşımlar ile oluşan genellemeler , alanlara ait bilimsel yasaların oluşmasını sağlarlar.

Bilimsel bilginin diğer bir formu da teorilerdir.  Teoriler bulguları bilimsel olaral sınıflandırır, detaylandırır ve kapsamın tamamındaki bütünlüğü oluşturur. Teorinin varlığı uygulama için metot oluşturulmasına zemin hazırlar Teorilerin çeşitli açılardan kararlı bir şekilde doğrulanması sonucunda bilimsel yasalar ortaya çıkar. Bilimsel yasalar , teorinin kendisi değil, teorilerden çıkarılmış tutarlı ve kararlı sonuçların açıklanması ve geneleştirilmiş kurallara dönüştürülmesidir. Bilimsel yasalar , bilimsel bilgilerin genelleştirilmesi bakımından  en üst düzey basamağı oluşturur.

p4

Günlük yaşantımızda bilimin sunduğu olanaklar ile ihtiyaçlarımızı daha kolay , daha hızlı ve daha fazla karşılayabiliyoruz.  Doğruluk ve hassasiyetinden emin olmadan bilgi kullanımı ve günlük yaşamın sürdürülmesi çok sayıda hataya ve olumsuz sonuçlara neden olabilmektedir. Bilimsel bulgulara dayanmayan bir hastalık teşhis ve tedavisinin yol açabileceği olumsuzluklar apaçık ortadadır.  Bilimsel olarak mukavemet hesapları yapılmamış binalarda oturmanın riskleri tartışılmayacak kadar tehlikelidir. Aeorodinamik hesapları bilimsel deneyler ile doğrulanmamış bir uçak  kullanılamaz. Sadece teknik , sağlık ve mühendislik alanlarında değil diğer sosyal ve beşeri alanlarda da bilimsellikten uzak yaklaşımların büyük riskler oluşturacağı aşikardır. Bilimselliğe dayanmayan bir eğitim sistemi, yoplumları karanlık çağlara geri götürebilir. Bilimsel yaklaşımlar kullanılmadan yönetilen işletmeler kolayca büyüyemedikleri gibi sağlıklı bir şekilde de büyüyemezler. Bu tür işletmelerin devamlılığı sağlanamaz. Oysa aynı alan üzerinde ısrarlı olarak yürütülen çalışmaların zaman içinde zenginliğe dönüştürülmesi çok daha fazla mümkündür. Kısaca bilimsel yaklaşımı kullanmak, bilimsel bilgileri kullanarak iş yapmak, bilimsel yöntemeler dayanan bir yönetim anlayışı sergilemek, toplumları hızla refah alanlarına taşıma fırsatlarını sunar. Bilimselliği ütopik, uygulanması zor yaklaşımlar olarak göstermek tehlikeli ve hatalı bir yaklaşımdır.

 

p6

 

Bilimsel araştırmalar toplumların ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde ticarileştirilebilir, metodlar ve ürünler üretmenin temelidir. Aynı zamanda insani değerler geliştirmenin yolu da bilimsel yaklaşımı benimsemekten geçer. Bilim toplumların ihtiyaçlarına , isteklerine cevap verdikçe toplumsal refah artar. Bilime sağlanan destek gelişir. Bilime sağlanan destek arttıkça toplumların talepleri de artarak devam eder. Bu tekrarlanan sarmal toplumları refah içinde ilerleten temel bir yaklaşımdır.

 

p7

Bir ülkenin bilim politikaları, o ülkenin geleceğinin bir fotoğrafıdır.

Bilim çevreleri, alanları ile bağlantılı iş ve uygulama çevrelerini geliştirmek, bağlantı kurmak yolu ile ortak fayda zeminini hazırlamaya yardımcı olurlar. Dünyadaki gelişmeleri izlemek, bu gelişmelerden ilgili uygulama ve politika çevrelerinin haberdar olmasını sağlamak, sürekli değerlendirmeler yolu ile ilerleme kaydedilmesi gereken alanları belirlemek ve bunları topluma duyurmak, bilim çevrelerinin görevleri arasındadır.

Politik çevreler , mevcut bilim düzeyini ve meyvelerini arttırmak amacı ile potansiyel fırsatları belirleme, teşvik kapsamına alma ve bilimsel çalışmaları destekleyecek özel alan politikalarını oluşturmakla sorumludur. Ayrıca politik çevreler, özel teşvik alanlarına giren çalışmaları desteklemek amacı ile objektif destek yönetimlerini oluşturur.

p8

Destek yönetimleri , bilim politikalarındaki teşvikleri yöneten birimlerdir. Ayrıca tüm eğitim kurumları ve kurulu işletmeler, girişimciler, bilim politikalarını benimseyen şekilde iş görmelidir. Değerlendirmelerde evrensel kriterlerin kullanımı ve objektiflik, evrensel sonuçlar elde etmenin vazgeçilmez kuralıdır.

Prof. Dr. Ali ŞEN

   

Bilimsel Araştırmaların Temelleri

Posted 04 April 2016 By profalisen

Zaman , bilimde muhteşem bir ilerleme ile sürüyor. Milletlerin, toplumların,kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları da değişiyor. Böyle bir dünyada asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkar etmek olur. Benden sonra beni benimsemek isteyenler,bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.

Mustafa Kemal ATATÜRK

 

 Picture1

 
Bilimsel düşünce kesin olarak bir disiplin altındadır.Bu nedenledir ki, kolayca bir yana itilmeyen, küçümsenip görmezden gelinemeyecek sonuçlar üretmiştir


Picture2

BİLİMSEL DÜŞÜNCE

Bilimsel düşünce bilimsel yöntemler ile bilimsel bilgi üretme yoludur.  Bilimsel yöntemleri diğer yöntemlerden ayıran en önemli özellik, kullanılan yöntemlerin doğruluk, geçerlilik ve güvenilirliklerinin çeşitli kereler, tümevarımın deneysel yolları ile ya da teorinin analitik ispat yöntemleri ile sağlanmış olmasıdır.  Bacon NOVUM ORGANUM isimli eserinde “Anlamak hükmetmektir; bilgi güçtür;bilmek yapmaktır” şeklinde bir açıklama ile bilimsel bilginin önemini ortaya koymaktadır.

 picture 3

Bilimsel Düşünce bilgi elde etmeye sistematik bir yaklaşımdır.  Tabiatı  ve olayları anlamaya yönelik olan araştırmalar, veri ve bilgi toplama, bilimsel deney metodlarını kullanmak, yeni ya da bilinen bilimsel metodlar ile değerlendirmeler yapmak. Tüme varım ve tümdengelimin prensiplerini etkili olarak kullanmak  bilimsel bilgiyi elde etmenin temelidir.

Bütün bilimsel araştırmalar bir amaca dayanır. Amacı oluşması çeşitli faktörlere bağlıdır. İhtiyaç, en temel  faktördür. İhtiyacın aciliyeti ve önemliliği araştırmanın şekillenmesinde ve yürütülmesinde etkili olur. Her ne kadar , bilim için bilim görüşleri var olsa da tüm araştırmaların kökeninde bir ihtiyaç vardır. Bu ihtiyacı karşılamak temel amacı oluşturur.  Amaçlardikkatlice seçilen ve ifade edilen araştırma girdisini oluşturmaktadır.

Bilimsel soru ve problem tanımı , bilimsel nedensellik için kritik bir özelliktir. Sorunun elde edilecek güvenilir yanıtı, bilimsel nedensellik içinde yeri olan bir bilginin tanımlanmasına yararlı olacaktır. Bu nedenle bilimsel soru  amacı ve kapsamı  netleştirecek çeşitli yollar ile tekrarlı olarak sorulmalıdır.  Sorunun kalitesine  karar verirken , her sorunun potansiyel yanıtlarının bilimsel amaç ve fayda ile ne kadar örtüştüğü ele alınır.

Bilimsel nedenselliğin bir diğer önemli elemanı varsayımlara dayalı incelemelerdir. Varsayımlar konu ile ilgili olması beklenenşartların dikkate alarak yola çıkılmasını sağlar

Bilimsel araştırmalrda oluşan bakış açısı araştırmacının gözü ile tanımlanır. Farklı bakış açıları , farklı detayların aydınlanmasına yol açar. Özellikle daha önce ele alınmayan yönler  yenilikçi yaklaşımların da temelini oluşturur. Bilimsel  araştırmalarda , araştırmaya ait bakış açısı , araştırmayı destekleyecek olan kişi ya da kurumların kararlarını vermelerinde çok etkilidir.

Bilimsel düşünce ile ilgili  rehber bilgilere ayrıca  www.criticalthinking.org  sitesinden de ulaşabilirsiniz.

Bilimsel araştırmaların önemli özelliklerinden biri de , Ver, Bilgi ve Kanıt üçgenidir.

picture 4

Bilimsel  hipotezlerin araştırılması , hipotezleri test edecek verilere ulaşmak ile mümkündür. Toplanan veriler (gözlem, deney, anket vb., ölçme yolları ile) araştırma yapılan  ve genellemeye konu olan bütünü temsil yeteneğine sahip olmalıdır. Bu nedenle de veri toplamanın bilimsel yöntemler ile gerçekleştirilmesi gereklidir. Elde edilen veriler bilimsel hipotezler ve metodlar yolları ile analiz edilerek, bilimsel bilgilere dönüştürülür. Elde edilen bilimsel bilgilerin doğruluğu, geçerliliği ve güvenilirliği sorgulanmalıdır. Ancak bu süzgüden geçen bilgiler bilimsel olarak adlandırılır. Ayrıca elde edilen bilgilerin gerçek hayat yansımaları izlenebilir ve bilisel bilgi ile ilişkilendirilebilir olmalıdır.

Aklın plansız ve yöntemsiz davranışı , insanın kendisini herşeyin ölçüsü olarak görmesine neden olabilir. Bu şekilde davranan insanlar, doğanın karmaşık halini kendilerince basite indirger ve gelişimleri bu basitlik içinde sınırlandırırlar. Oysa bilimsellik, doğayı tüm karmaşıklığı ile izlemek ve anlamayı gerektirir.  Kendi görüşlerine yatkın sonlanmış olayları örnek göstererek oluşturulan önyargılar bilimin ve bilimselliğin önünde büyük bir tehlike olarak durur. Bu tehlikeleri fark edip aşabilen toplumlar bilimsel ilerleme ile doğaya hükmetme konusunda diğer insan topluluklarına göre avantaj elede ederler.

İşte tam da bu nedenledir ki toplumların ilerlemesi için bilimsel düşünce özgür kılınmak zorundadır.

Gerçek ve faydanın birlikte ele alınması bilimsel yaklaşımın önemli öğelerinden biridir. Ancak ve ancak, gerçek bilindiğinde fayda üretmek amacı ile kullanılabilir. Gerçeğin bilinemediği ortamlarda fayda üretmek mümkün olamadığı için üretilmiş faydaların transferi üzerine odaklanılmıştır. Bir diğer açıklama şekli ile toplumların yapısı incelendiğinde ilişkiler fayda üretmek üzerine kuruluyor ise bilimsellik ile güçlü ilişkilerden söz edilebilir. Eğer bireyler ve kurumlar arasında fayda transferine odaklanılmışsa  bilimsellikten uzaklaşıldığı yorumu yerinde bir değerlendirme olacaktır.

Bilimsel kavram doğa olaylarını açıklayan fikir ya da modellerdir. Bilimsel kavramlar üç değişik formda bulunmaktadır. Bunlar:

  • Hipotezler,
  • Genelleştirmeler ve Teoriler ,
  • Bilimsel Yasalardır.

Hipotezler , bilimsel kavramları (teori ve/veya yasalar) destekleyecek kanıtlar içeren iddia ve açıklamalardır. Bir hipotez sorgulanırken hangi bilimsel kavramı desteklemek amacı ile oluşturulduğuna bakılır. Artan kanıtlar ilgili bilimsel kavramın kabul edilmesine yardımcı olur.

Bilimsel çevrelerce artan kabul görmüş olan fikir ya da modeller teoriler ve genellemeler kapsamında kabul görür. Bilimsel çevrelerde yaygın ve hakim olarak kabul görmüş hem tümevarım hem de tümdengelim destekleri çoğalmış olan bilimsel kavramlara yasa adı verilmektedir. Bilimsel araştırmaların temelinde fayda yaratma yönünde dünyanın gerçeklerini bilimsel kavramlar ile açıklama çabası vardır.

Bilimsel nedenselliğin önemli aşamalarından biri de bilimsel yorumlamadır.  Bilimsel veri ve bilgileri, bilimsel kavramlar ile ilişkilendiren, eşleştiren yaklaşımlara yorumlama adını veriyoruz.  Bilimsel yorumlamalar, bilimsel kavramların geleceğe yönelik davranışları hakkında öngörülerde bulunmayı da içermektedir.